Yönetim Sözlüğü

Aranan Kavram

Erillik-Dişilik

Erillik-Dişilik, Hofstede, G.’nin sosyal kültürü boyutlandırdığı çalışmasında yer alan beş boyuttan biri olarak ifade edilir. Bir toplumda; atılganlık, para elde etme, materyalist tutum ve davranışlarının egemen değerler olarak kabul edilmesinin “eril kültüre”, kişiler arası ilişkilere ve insani değerlere önem verilmesinin “dişil kültüre” işaret ettiği belirtilir. Başarı, üstesinden gelme gibi eril değerler ile şefkat, fedakârlık ve yaşam kalitesi gibi dişil değerler incelenir. 
Eril kültürün özellikleri arasında; rekabetçi, egemen ve baskıcı davranmak, kendine güvenmek, yükselme hırsı içinde olmak ve bağımsız çalışmak yer alırken, dişil kültürde örgütsel düzeyde kaydedilen özellikler; karşındakine sevgi ile yaklaşmak, kişilerarası uyumu ön planda tutarak duyarlı, anlayışlı, merhametli, huzurlu ve mutlu olmak şeklinde sıralanır. Bu bağlamda, eril kültürlerde politik ve örgütsel stres kaynakları olarak; kendine güven ve maddi başarı ifade edilirken, dişil kültürlerde, yaşam kalitesi üzerinde var olan stres çeşitleri; kişilerarası ilişkilerin niteliği ve zayıf olanın endişe kaynağı yaratması olarak belirtilir. Dişil kültürde kadın ve erkek rolleri arasında çok az fark gözetilen bir kültürel tutum sergilenerek, kadın ve erkek eşitliğine ilgi çekilir.

Günün Kavramı

Chandler A.

Chandler A.’a göre örgüt stratejisi geliştikçe örgüt yapısının gelişmesi mümkün olur. Örgütün kaynakları ve çevresi ile olan ilişkisinin örgütün yapısını etkilediği belirtir. Stratejinin yapıyı belirlemesi veya şekillendirmesi görüşü ile Chandler A. örgüt stratejisi ve yapısının uyumlu hale getirilmesinin önemini ortaya koyar. Buna ek olarak, stratejinin oluşturulmasını takip eden süreçte uygulanmasını sağlamak için örgütün sahip olduğu kaynaklar, insan gücü ve yapısı arasındaki uyumun tesis edilmesinin örgütsel verimlilik açısından gerekli olduğunu ileri sürer. Chandler A. çeşitlenen örgütler nedeniyle uygun örgüt yapısına göre örgütsel verimlilik sağlanacağına vurgu yapar. 
Chandler A. örgüt stratejisindeki değişikliğin örgütün yapısında değişikliğe neden olduğunu ifade eder. Örgütsel strateji ve yapı arasındaki uyumun, örgütün çevresi ile olan ilişkilerini kolaylaştırdığını belirtir. Çevresel değişimin, örgüte yapısında ihtiyaç duyduğu bir değişim olarak yansıdığını ifade eden Chandler A.’nın stratejik yönetimin temellerinin atılmasında büyük katkıları bulunur. 

Bunu Biliyor muydunuz?

Belirsizlikten Kaçınma

Hofstede, G. 1967-1973 yılları arasında kültürel farklılıkları ortaya koymak amacıyla yürüttüğü çalışmasında, örgütün işgörenleri arasında işe yönelik geliştirdikleri değer ve tutum değişiklerinin tek kaynağı olara ulusal kültür farklılığını ortaya koymuştur. Çalışmanın 4 boyutundan (bireycilik/toplulukçuluk, güç mesafesi, belirsizlikten kaçınma, erillik/dişilik, zaman yönetimi) biri olan belirsizlikten kaçınma ile belirsizlik durumlarında, bireylerin ait oldukları kültür çerçevesinde sergiledikleri tutumlar açıklanmaya çalışılır. Sözü edilen boyut, bir kültürel gruba ait bireylerin belirsizlikten ne derece etkilendikleri ve kesinlik içeren inançları ne derece destekledikleri ile ilgilidir. Belirsizlikten kaçınan yapıya sahip olunması, bireylerin örgüt faaliyetleri açısından harekete geçme durumlarında belirsizlikten çekinerek tercihlerini sağlamcılık yönünde kullanmalarına sebep olur. Başka bir deyişle, belirsizlikten kaçınma, toplumun belirsizlik ve bilinmeyeni kabullenme derecesini ifade eder. Belirsiz ortamlarda rahat yaşayabilen toplumların, belirsizlikleri tehdit unsuru olarak algılamayarak, belirsizlikten kaçınan toplumlara kıyasla belirsizliği daha rahat tolere ettiklerinin saptandığı belirtilir. Belirsizlikten kaçınan toplumların stabiliteyi sağlamak için formal kurallara ihtiyaç duyarak, farklı düşünce üreten ve davranış sergileyenlere karşı daha az toleranslı oldukları ve görece daha fazla duygusallık sergiledikleri ifade edilir. Belirsizlikten kaçınmanın yüksek olduğu toplumlarda; kaygı düzeyi, iş stresi yüksek olan, değişime tepki duyan, fazla risk üstlenmeyen ve hırstan bağımsız olarak rekabetten uzak duran bireylerin olmaları beklenir. Belirsizlikten kaçınan bireylerin gelecekte oluşabilecek tehlikelere karşı, asgari zararı düşünerek önlemleri önceden aldıkları ve bu yöntemle riskten kaçındıkları görülür. Söz konusu bireylerin yazılı anlaşmaları verilen sözlerden daha fazla tercih ettikleri ifade edilir.  Belirsizlikten kaçınmanın düşük olduğu toplumlarda; belirsizliğin tehdit olarak görülmediği, rekabet ortamında risk alınarak hırsla çalışmak gibi unsurların ön planda tutularak, iş stres ve kaygı düzeylerinin düşük olduğu savunulur.

Kelime Öner

Son Aranan Kavramlar

    Popüler Kavramlar

    Yeni Eklenen Kavramlar

    Kitap Öner