Yönetim Sözlüğü

Aranan Kavram

Grup Dinamikleri

Grupları çeşitli ve önemli güçlerin sistemi haline getirenin sahip oldukları dinamik özellikler olduğu kabul edilir. Bu bağlamda grup dinamiklerinin grup içindeki hareketli olan güçlerle ilişkili olduğu vurgulanır. Grubun nasıl organize edildiği ve yönetildiğinin anlatıldığı sözü edilen kavramın; rol oynama, beyin fırtınası, odak gruplar vb. birçok tekniği içerdiği ifade edilir. Grup içindeki değişmelerin grup üyelerine ve grup yapısına yansımaları olarak ifade edilen grup dinamiklerinde sosyal değişimin amaçlandığı, başka bir ifadeyle, grup dinamiklerinin grubun iç doğasına yönelik bilgilerle belirlendiği savunulur.
Klasik ve Neoklasik Yaklaşım çerçevesinde, örgüt ve yönetim etkinliğinin sağlanmasında grup olgusunun önemine işaret edildiği, örgütsel verimliliğe önem verilerek örgütün yüksek verimlilik için grup dinamiklerinin oluşturduğu ilkelerden fayda sağladığı görülür. Neoklasik Yaklaşım düşünürlerinin grup dinamiklerini; grup içi ve gruplararası karşılıklı etkileşimlerin toplumsal nedenlerinin, sonuçlarının ve bunların bireysel ve örgütsel davranışa etkilerinin değerlendirilmesi şeklinde tanımladıkları anlaşılır. Grup dinamiklerinin önde gelen düşünürleri  arasında yer alan Lewin, K., Homans, G. C. ve Moreno, J. L.,  grup dinamiklerinin ana hatlarını; örgütte çalışmakla başlayan örgüt içi ilişkiler ve gelişen ilişkilerle oluşan toplumsal gruplar, grup üyesinin örgüt yaşamı kapsamında grupla olan ilişkileri düzenlemesi, üyesi olduğu örgütün normlarını benimseyerek ve grubun bir parçası olarak tatmin olması, grup üyelerinin grubun kendisine ve amaçlarına bağlılıklarının, örgütün amaçlarına bağlılıklarına engel teşkil etmeyecek şekilde oluşması vb. konular kapsamında ortaya koydukları ifade edilir. 

Günün Kavramı

Eşitlik Teorisi

Motivasyon teorileri arasında süreç teorilerden varsayılan ve Adams, S. J., tarafından geliştirilen Eşitlik Teorisi’ne göre, bireyler, çabalarına karşılık elde ettikleri ödüller ile benzer işi yapan diğer bireylerin çaba-ödül durumlarını karşılaştırırlar. Temelinde adil davranış görme isteği olan teori kapsamında, çabaları ve ödülleri diğer bireylerinkinden az olan bireylerin, dengenin tekrar sağlanması ve eşitsizlik durumunun yarattığı rahatsızlığın giderilmesi için çeşitli yollara başvurdukları ifade edilir. Bireyin, işe olan bireysel katkısını, kendi ödül sistemini veya diğerlerinin çaba ve katkıları ile kendisini karşılaştırdığı bireyin kendisini değiştirmeye çalışırken, bireysel savunma mekanizmasını geliştirerek eşitsizlik durumundan uzaklaşmayı amaçlar. Özetle teori ile anlatılmak istenen, bireylerin tüm alanlarda eşitliği sağlamaya çalışmasıdır.
Dört temel kavrama dayanan teori kapsamında birey, denkliği ya da denksizliği algılayan kişi, öteki birey ise bireyin kendi çaba-ödül ilişkisini karşılaştırdığı diğer kişi ya da gruplar olarak ifade edilir. Örgüt içinde eşitlik durumu arayan bireylerin kendilerine adil davranıldığı duygusunu hissetmenin peşinde oldukları ve bu bağlamda girdi-çıktı hesabı yaparak söz konusu oranın dengeli olmasını bekledikleri belirtilir. Eğitim, zekâ, deneyim, yetenek, beceri, kıdem, yaş, cinsiyet, toplumsal statü vb. şeklinde sayılan girdiler, bireyin işine katkıları olarak ifade edilir. Ücret, yan ödemeler, kıdem tazminatları, ücret dışında sağlanan emeklilik hakları, toplumsal saygınlık vb. bireyin sağladığı hizmetler karşılığında elde ettiği ödüller, çıktılar şeklinde açıklanır. Girdilerin ve çıktıların birey tarafından nasıl algılandıklarına göre değerlendirildikleri vurgulanır.

Bunu Biliyor muydunuz?

Bilimsel Yönetim Yaklaşımı

Örgüt yaklaşımlarının, örgütler ve yönetim hakkında önemli bilgiler içerdikleri, örgütün amaçları için kullanılan araçlar oldukları ve zaman içinde farklılık göstererek her birinin ayrı ayrı bir süreci ifade ettikleri vurgulanır. Yaklaşımların, yönetim yazınında genellikle, Klasik, Davranışsal (Neoklasik/İnsan İlişkileri),  Modern ve Çağdaş (Postmodern) olarak sınıflandırıldıkları görülür. Klasik Yönetim Yaklaşımı başlıca kaynağını; Bilimsel Yönetim, Yönetim Süreci ve Bürokrasi Yaklaşımları'ndan alır. 
Örgüt yaklaşımlarının temelleri 1900’lerde Fayol, H. ve Taylor, F. W. gibi mühendis ve yönetici kökenli yönetim teorisyenleri tarafından atılmış, yönetimin uygulamalara yönelik problemlerinin ele alınarak Klasik Yönetim Yaklaşımı kapsamında çalışmalar yürütüldüğü görülmüştür. Bilimsel Yönetim Yaklaşımı, ekonomik olarak verimli çıktılar elde etmek için örgütsel faaliyetlerin etkin yönetimine odaklanır. Sözü edilen yaklaşımın, üretimde etkinliğin ve verimliliğin sağlanması için ihtiyaç duyulan örgüt ve yönetim modeli üzerinde durduğu görülür. 
Bilimsel Yönetim Yaklaşımı, yönetimin geliştirilmesi ile her işin “en iyi” şekilde yapılmasının mümkün olduğunu ifade eden Taylorizm anlayışının başladığı dönemine ait bir yaklaşımdır. Taylorist prensip ve tekniklerin, teoride görevlerin tanımlanma ve pratikte uygulanmasını içererek, sistematik iş tasarımlarını teşvik ettikleri görülür. İşgörenlerin verimliliği ve etkinliğinin arttırılması üzerinde duran yaklaşımda, çalışma gücünü etkileyen değişkenler göz önünde bulundurularak daha çok üretim yapılmasının sağlanabileceği vurgulanır. Söz konusu yaklaşıma katkı sağlayan düşünürlerin; “bireyin verimli çalışma potansiyelini ifade eden kapasitesi, bir görevi başarmak için gerekli zaman ve bireyin kas gücünün kuvveti anlamında dayanıklılığı” şeklinde sıralanan üç değişken üzerinde durdukları görülür. Bu bağlamda, Bilimsel Yönetim Yaklaşımı’nın örgütün alt kademelerinde, fiilen fabrika, atölye, üretim yeri düzeyindeki işleri esas alarak ilkeler geliştirdiği anlaşılırken, örgütsel faaliyetlerin sözü edilen bilimsel yönetim ilkeleri ile planlanabileceği ve kontrol edilebileceği ifade edilir. İşgörenlerin üretim aracı olarak algılanmasına neden olması ile eleştirilen Bilimsel Yönetim Yaklaşımı’nın yönetim kuramlarının temelini oluşturduğu kabul edilir.

Kelime Öner

Son Aranan Kavramlar

    Popüler Kavramlar

    Yeni Eklenen Kavramlar

    Kitap Öner