Yönetim Sözlüğü

Aranan Kavram

Bilişsel Harita

Bilişsel veya zihinsel harita olarak adlandırılan kavramın, Tolman, E. C. tarafından öğrenme üzerine yürüttüğü çalışmalarda kullanıldığı görülür. Bir labirentte farelerin davranışlarını inceleyerek mekansal ilişkileri öğrendiklerini sinir sisteminde yaşanan örgütlenme şeklinde ifade eden Tolman, E. C., sözü edilen öğrenmeyi, büyük oranda farkında olmadan zihinde oluşan bilişsel bir harita olarak tanımlar. 

Günün Kavramı

Atıf Teorisi

Atıf teorisi, davranışların nedenlerinin ortaya koyulmasını sağlar. Bireyin yaşadığı tecrübeleri kendine açıklama ve çevresindeki olup bitene bir anlam verme ihtiyacının bulunması ile dünyaya uyumlanmaya çalışması olarak ifade edilir. Sözü edilen uyumlanma ile birlikte harekete geçilerek, çevre ile ilgili kestirme ve tahminlerin yapılması sağlanır. Teoriye göre bireylerin, kendi davranışları ile birlikte diğer bireylerin davranışlarını anlamaya çalışan amatör psikologlar şeklinde hareket ettiklerine inanılarak hızla yorum yapıldığı görülür. Atfetme ile neden-sonuç ilişkisinin ortaya çıkarıldığı bir analitik düşünce süreci ifade edilir. Sosyal olaylara anlam veren atıf teorisi, örgütsel amaçlara erişmenin ne tür örgütsel ve çevresel düzenlemelerle ilgili olduğunun anlaşılarak algılanmasını sağlar.

Bunu Biliyor muydunuz?

Frankfurt Okulu

"Eleştirel Okul" olarak bilinen Frankfurt Okulu’nun, 1923 yılında Frankfurt Üniversitesi bünyesinde “Sosyal Araştırma Enstitüsü” adıyla Weil, F. tarafından kurulduğu bilinir. Eleştirel Teori ilkelerinden oluşan Frankfurt Okulu’nun önde gelen düşünürleri arasında; Adorno, T. W., Fromm, E., Benjamin, W., Löwenthal, L., Grossmann, H., Wittfoger, K., Pollock, F., Horkheimer, M., Marcuse, H. ve Habermas, J. gibi önemli sosyologların yer aldığı görülür. Sözü edilen düşünürlerin, sürekli büyüyen yönetim ve denetim ağı içinde insan etkinliğinin yok olabileceğine vurgu yaptıkları anlaşılır.
Frankfurt Okulu teorisyenlerinin, Eleştirel Teori’yi modernizmin düzen ve rasyonellik olarak ortaya koyduğu baskılayıcı hükme karşı bir yanıt ve sorgulayıcı müdahale olarak önerdikleri görülür. Buna ek ölerek, özgürleştirmeci düşünce ile toplumların ve örgütlerin mevcut düzeninden kurtulma gereğine odaklanıldığı anlaşılır. Frankfurt Okulu’nun, toplumu anlamak için toplumsal ilişkilerin incelenmesi gerektiğini savunarak, sosyoloji ve toplumsal psikolojiyi, toplumsal felsefe ile aydınlatılan ampirik araştırmalara başvurarak sürdürmenin gerekli olduğunu vurguladığı belirtilir. Başka bir ifadeyle, Frankfurt Okulu’nun modern sosyal koşullara eleştiri getirerek, disiplinli analizler gerçekleştirdiği ve bilgiyi ideolojik baskıdan kurtarma ve özgürleştirme amacında olduğu kabul edilir. Çalışan ve sessizleştirilen kesimin deneyimlerinden yola çıkarak sosyal patolojilerden sorumlu ideolojileri keşfetmeyi amaçlayan bir yaklaşım olarak ortaya çıkan Frankfurt Okulu’nun ikinci kuşak temsilcilerinden Habermas, J., Schmidt, A. ve Offe, C. tarafından, günlük hayattaki bireyler arası etkileşimde gerçekleşen söylemsel iletişime ve dilin kullanımına odaklanılmasının önerildiği görülür. Okul’un bilinen kategoriler altında sınıflandırılamayan bir dil ve düşünme tarzı olarak tanımlandığı ifade edilir. Buna ek olarak Okul’un üçüncü kuşak temsilcilerinden Honnetth, A.’nın, sosyal değişim için gerekli olan eylem stratejisine odaklanılmasının önemine vurgu yaptığı belirtilir.

Kelime Öner

Son Aranan Kavramlar

    Yeni Eklenen Kavramlar

    Kitap Öner