Yönetim Sözlüğü

Aranan Kavram

Algı

Bir şeye dikkatin yöneltilmesi ve duyular yoluyla o şeyin bilincine varılması olarak ifade edilen algı, bireyin diğerlerini tanıma ve anlamlandırma süreçlerini kapsar. Duyu organları ile beyin arasındaki örgütlü faaliyetler şeklinde tanımlanan algılama, çevreyi anlamak, değerlendirmek ve anlamlandırmak için gerekli olan ve üzerinde durulması gereken bir süreçtir. Bilginin araştırılması, bulunmasını ve zihinsel olarak izlenmesini içeren algılama, dış dünyanın gerçekliğinden farklı ve benzersiz bir resminin ortaya konulmasını sağlar. Gerçeği anlayış biçimi ile davranışları yönlendirerek gerçekliğin, neyin gerçek olduğunun algılanmasına göre şekillendiğini ve davranışsal açıdan algılanan dünyanın önemli olduğunu gösterir.

Günün Kavramı

Frankfurt Okulu

"Eleştirel Okul" olarak bilinen Frankfurt Okulu’nun, 1923 yılında Frankfurt Üniversitesi bünyesinde “Sosyal Araştırma Enstitüsü” adıyla Weil, F. tarafından kurulduğu bilinir. Eleştirel Teori ilkelerinden oluşan Frankfurt Okulu’nun önde gelen düşünürleri arasında; Adorno, T. W., Fromm, E., Benjamin, W., Löwenthal, L., Grossmann, H., Wittfoger, K., Pollock, F., Horkheimer, M., Marcuse, H. ve Habermas, J. gibi önemli sosyologların yer aldığı görülür. Sözü edilen düşünürlerin, sürekli büyüyen yönetim ve denetim ağı içinde insan etkinliğinin yok olabileceğine vurgu yaptıkları anlaşılır.
Frankfurt Okulu teorisyenlerinin, Eleştirel Teori’yi modernizmin düzen ve rasyonellik olarak ortaya koyduğu baskılayıcı hükme karşı bir yanıt ve sorgulayıcı müdahale olarak önerdikleri görülür. Buna ek ölerek, özgürleştirmeci düşünce ile toplumların ve örgütlerin mevcut düzeninden kurtulma gereğine odaklanıldığı anlaşılır. Frankfurt Okulu’nun, toplumu anlamak için toplumsal ilişkilerin incelenmesi gerektiğini savunarak, sosyoloji ve toplumsal psikolojiyi, toplumsal felsefe ile aydınlatılan ampirik araştırmalara başvurarak sürdürmenin gerekli olduğunu vurguladığı belirtilir. Başka bir ifadeyle, Frankfurt Okulu’nun modern sosyal koşullara eleştiri getirerek, disiplinli analizler gerçekleştirdiği ve bilgiyi ideolojik baskıdan kurtarma ve özgürleştirme amacında olduğu kabul edilir. Çalışan ve sessizleştirilen kesimin deneyimlerinden yola çıkarak sosyal patolojilerden sorumlu ideolojileri keşfetmeyi amaçlayan bir yaklaşım olarak ortaya çıkan Frankfurt Okulu’nun ikinci kuşak temsilcilerinden Habermas, J., Schmidt, A. ve Offe, C. tarafından, günlük hayattaki bireyler arası etkileşimde gerçekleşen söylemsel iletişime ve dilin kullanımına odaklanılmasının önerildiği görülür. Okul’un bilinen kategoriler altında sınıflandırılamayan bir dil ve düşünme tarzı olarak tanımlandığı ifade edilir. Buna ek olarak Okul’un üçüncü kuşak temsilcilerinden Honnetth, A.’nın, sosyal değişim için gerekli olan eylem stratejisine odaklanılmasının önemine vurgu yaptığı belirtilir.

Bunu Biliyor muydunuz?

Erillik-Dişilik

Erillik-Dişilik, Hofstede, G.’nin sosyal kültürü boyutlandırdığı çalışmasında yer alan beş boyuttan biri olarak ifade edilir. Bir toplumda; atılganlık, para elde etme, materyalist tutum ve davranışlarının egemen değerler olarak kabul edilmesinin “eril kültüre”, kişiler arası ilişkilere ve insani değerlere önem verilmesinin “dişil kültüre” işaret ettiği belirtilir. Başarı, üstesinden gelme gibi eril değerler ile şefkat, fedakârlık ve yaşam kalitesi gibi dişil değerler incelenir. 
Eril kültürün özellikleri arasında; rekabetçi, egemen ve baskıcı davranmak, kendine güvenmek, yükselme hırsı içinde olmak ve bağımsız çalışmak yer alırken, dişil kültürde örgütsel düzeyde kaydedilen özellikler; karşındakine sevgi ile yaklaşmak, kişilerarası uyumu ön planda tutarak duyarlı, anlayışlı, merhametli, huzurlu ve mutlu olmak şeklinde sıralanır. Bu bağlamda, eril kültürlerde politik ve örgütsel stres kaynakları olarak; kendine güven ve maddi başarı ifade edilirken, dişil kültürlerde, yaşam kalitesi üzerinde var olan stres çeşitleri; kişilerarası ilişkilerin niteliği ve zayıf olanın endişe kaynağı yaratması olarak belirtilir. Dişil kültürde kadın ve erkek rolleri arasında çok az fark gözetilen bir kültürel tutum sergilenerek, kadın ve erkek eşitliğine ilgi çekilir.

Kelime Öner

Son Aranan Kavramlar

    Yeni Eklenen Kavramlar

    Kitap Öner