Yönetim Sözlüğü

Aranan Kavram

Çift Etmen Teorisi

Çift Etmen Teorisi, işgörenlerin işten beklentileri ile etkin ve verimli çalışmalarını sağlayan iş yeri koşullarını araştıran Herzberg, F. tarafından motivasyona, teşvik edici (özendirici) araçlar yönünden yaklaşılarak oluşturulmuştur. İşgörenlerin işe ilişkin tutumlarının başarı ve başarısızlıklarını belirlediklerinin kabulü ile ortaya konulan teori, motivasyon-hijyen teorisi olarak da adlandırılır. 
Örgüt içindeki işgörenlerin ihtiyaçlarının, hijyen (sağlık) ve motivasyon (güdüleyici, motive edici) olarak ifade edilen iki grup faktör ile açıklandığı vurgulanır. Örgüt için yaşamsal nitelikte oldukları ve asgari faktörler olarak kabul edildikleri belirtilen hijyen faktörlerinin, iş çevresindeki her türlü öğeyi kapsadığı ifade edilir. Hijyen faktörlerinin; işletme politikaları ve yönetim biçimi, çalışma koşulları, iş güvenliği, ast-üst ilişkileri (yönetici rolü, statü) ve ücret düzeyi (maaş) vb. iş çevresine ilişkin unsurlar bağlı olduğu görülür. İşgörenlerin tatminsizliklerini ortadan kaldırırken tam olarak güdülenmelerini sağlayan güçte olmayan hijyen faktörlerinin yanında, başarma ve psikolojik gelişme ihtiyaçları ile bağlantılı olan motivasyon faktörlerinin devreye girdikleri kabul edilir. İşin doğası ile ilgili olan motivasyon faktörlerinin; tanınma, yetki ve sorumluluk üstlenme, takdir edilme, başarı kazanma, işin çekiciliği, ilerleme ve yükselme (terfi) olanakları vb. olarak ele alındıkları görülür. 
Çift Etmen Teorisi’nin kısıtları arasında; işgörenleri motive edici unsurların karmaşıklığı, kişiden kişiye değişiklik göstermeleri başka bir ifade ile tatmin ölçütlerinin yetersizliği ve genelleme yapmak için de kâfi gelmemeleri gerekçeleri ile kullanılan yöntemin sınırlılığı, değerlendirmelerin yorumlardan yola çıkılarak yapılması, iş tatmini ve verimlilik arasındaki ilişkinin yeterince irdelenmemesi yer alır. 

Günün Kavramı

Belirsizlikten Kaçınma

Hofstede, G. 1967-1973 yılları arasında kültürel farklılıkları ortaya koymak amacıyla yürüttüğü çalışmasında, örgütün işgörenleri arasında işe yönelik geliştirdikleri değer ve tutum değişiklerinin tek kaynağı olara ulusal kültür farklılığını ortaya koymuştur. Çalışmanın 4 boyutundan (bireycilik/toplulukçuluk, güç mesafesi, belirsizlikten kaçınma, erillik/dişilik, zaman yönetimi) biri olan belirsizlikten kaçınma ile belirsizlik durumlarında, bireylerin ait oldukları kültür çerçevesinde sergiledikleri tutumlar açıklanmaya çalışılır. Sözü edilen boyut, bir kültürel gruba ait bireylerin belirsizlikten ne derece etkilendikleri ve kesinlik içeren inançları ne derece destekledikleri ile ilgilidir. Belirsizlikten kaçınan yapıya sahip olunması, bireylerin örgüt faaliyetleri açısından harekete geçme durumlarında belirsizlikten çekinerek tercihlerini sağlamcılık yönünde kullanmalarına sebep olur. Başka bir deyişle, belirsizlikten kaçınma, toplumun belirsizlik ve bilinmeyeni kabullenme derecesini ifade eder. Belirsiz ortamlarda rahat yaşayabilen toplumların, belirsizlikleri tehdit unsuru olarak algılamayarak, belirsizlikten kaçınan toplumlara kıyasla belirsizliği daha rahat tolere ettiklerinin saptandığı belirtilir. Belirsizlikten kaçınan toplumların stabiliteyi sağlamak için formal kurallara ihtiyaç duyarak, farklı düşünce üreten ve davranış sergileyenlere karşı daha az toleranslı oldukları ve görece daha fazla duygusallık sergiledikleri ifade edilir. Belirsizlikten kaçınmanın yüksek olduğu toplumlarda; kaygı düzeyi, iş stresi yüksek olan, değişime tepki duyan, fazla risk üstlenmeyen ve hırstan bağımsız olarak rekabetten uzak duran bireylerin olmaları beklenir. Belirsizlikten kaçınan bireylerin gelecekte oluşabilecek tehlikelere karşı, asgari zararı düşünerek önlemleri önceden aldıkları ve bu yöntemle riskten kaçındıkları görülür. Söz konusu bireylerin yazılı anlaşmaları verilen sözlerden daha fazla tercih ettikleri ifade edilir.  Belirsizlikten kaçınmanın düşük olduğu toplumlarda; belirsizliğin tehdit olarak görülmediği, rekabet ortamında risk alınarak hırsla çalışmak gibi unsurların ön planda tutularak, iş stres ve kaygı düzeylerinin düşük olduğu savunulur.

Bunu Biliyor muydunuz?

Aston Grubu Araştırması

Durumsallık Yaklaşımı çerçevesinde yapılan Aston Grubu Araştırması’nda, örgüt yapısına göre değişen çevresel koşullar ile ilişkiyi belirlemek için örgütün geçmişi, mülkiyeti ve kontrolü, büyüklüğü, teknolojisi, yeri ve bağımlılığı gibi çevresel değişkenlerin etkilerinin ele alındığı görülür. Bilimsel yöntemler kullanılarak örgütsel büyüklük üzerine yapılan çok aşamalı araştırmalar arasında yer alır. Aston Grubu Araştırması’nda teknoloji, "iş akış entegrasyonu" olarak tanımlanır. Örgütün büyüklüğü arttıkça biçimlendirilmiş ilişkilere dayanan formel örgüt yapısının belirleyicisi olan ve üretim ve iş akışında önem arz eden teknolojinin örgüt yapısı üzerindeki etkisinin azaldığı vurgulanır.

Kelime Öner

Son Aranan Kavramlar

    Yeni Eklenen Kavramlar

    Kitap Öner