Yönetim Sözlüğü

Aranan Kavram

Fenomenoloji

Fenomenoloji; Yunanca görüntü, açık olan, kendisini gösteren anlamına gelen, phainomenon ve bilim/bilgi anlamına gelen logos kelimelerinden meydana gelir. Kavramın ilk olarak Hegel, W. F. tarafından ortaya atıldığı, Husserl, E. tarafından yaygınlaştırıldığı görülür. Fenomenolojik yaklaşım kapsamında, olayların bireye göründüğü haliyle temel özelliklerine dayanarak gözlenmesi ve betimlenmesinin başka bir ifadeyle esas olana indirgenmesinin amaçlandığı ifade edilir. Sosyal olguların nasıl algılandığına önem veren bir bakış açısına dayanan fenomenoloji, örgütsel çalışmalara yöne veren önemli bir felsefi yaklaşım olarak ele alınır. Sosyal olguların kişilerin bilinçleri ile şekillendiğini savunan fenomenoloji, sözü edilen sosyal olguları yaşamın içinde deneyimlendikleri halleri ile inceler. Başka bir ifadeyle, bilinçli bir biçimde algılanan sosyal olguların düşünülenden farklı olabileceğini ortaya koyarak, olayların gözlemciye nasıl göründüğünü, gözlemcinin deneyimlerini inceleyerek anlamaya çalışır. 
Sosyal dünyayı anlamada pozitivist bilimselliğe karşı alternatif bir bakış açısı sunan fenomenolojinin, örgütsel analizin odağına örgüte ait aktörlerin sübjektif yorumlarını anlamayı yerleştirdiği görülür.

Günün Kavramı

Büropatoloji

Büropatoloji, Bürokrasi Yaklaşımı’na yöneltilen eleştirilerden biri olarak kabul edilir. Thompson, V.A. tarafından, örgütsel değerlerin diğer değerlerin önüne geçtiği durumlarda ortaya çıkan bir hastalık olarak nitelendirilir. Örgüt yapılarında, her bireyin kendini, bürosunun önemli ve vazgeçilmez bir elemanı olarak görmesi fikri ile oluşan büropatoloji, otorite, güç ve mevki istismarları, kanunsuzluk, sabotaj gibi sorunların mevcut olduğuna işaret eder. Bu yapılarda yer alan sorunlar arasında; yeniliğe direnme, büronun iyileştirilmesine karşı durma, örgüt üyelerine karşı davranışlarda tarafsızlık ve gayri şahsilik ilkelerinin uygulanmaması sayılabilir. Sistemde varlığı tespit edilen büropatolojinin işaret ettiği problemin, bireylerin hatalarından değil, örgütün yapısının bireyi hata yapmaya zorlamasından kaynaklandığı ileri sürülür. 

Bunu Biliyor muydunuz?

Diyalektik

Diyalektik, müzakere etme, tartışma ve akıl yürütme metotlarının diyalog olarak gerçekleştiği, bilgiyi sınayarak edinme yöntemi olarak ifade edilir. Dünyayı farklı perspektiften görme eğilimi olarak açıklanan kavram, Antik Yunan’da soru-cevap şeklinde yürütülen diyaloglar ile geliştirilen bir tartışma, sorgulama, gerçeği arama ve ortaya çıkarma biçimi şeklinde anlatılır. 
Hegel, F. ve Marx, K. diyalektiği düşüncenin yarattığı varlığın değişme ve gelişme yöntemi şeklinde açıklar. Hegel, F.’ye göre diyalektik felsefe düşüncesi, çelişkinin merkeziliği ile ifade edilir. Çelişkilerin gerçekte var olduklarını ve gerçekliği anlamanın en uygun yolunun gelişimlerinin incelenmesi olduğunu savunan Hegel, F., sözü edilen çelişkileri tarihsel değişimi anlamak için kullanır. Hegel, F. birey düşüncesinin gelişimini diyalektik üçleme (tez, anti-tez, sentez) ile karakterize ederken, her bir tezin kendi içinde anti-tezini üreterek karşılıklı bir çarpışma sürecini doğurduğunu ve karşılıklı çarpışmanın sentez aşamasında yeni bir durum veya fikir ile çözümlendiğini vurgular. 
Marx, K. tarihsel değişim açısından çelişkilerin merkezi önemi olduğunu kabul ederken, sözü edilen çelişkilerin zihinsel irdeleme ile çözülemeyeceğini belirterek, diyalektiğin felsefenin alanından maddi dünyada temelleri olan toplumsal ilişkilerin araştırılması alanına taşınmasını sağlar. Marx, K.’nın yalnızca gerçekte var olan çelişkiler (örneğin insan doğası ve kapitalizmde emeğin koşulları arasındaki ilişki) üzerine odaklanmasının diyalektik yönteminin gelişmesine yol açtığı görülür. 

Kelime Öner

Son Aranan Kavramlar

    Yeni Eklenen Kavramlar

    Kitap Öner