Yönetim Sözlüğü

Aranan Kavram

Gestalt Teorisi

Gesalt, çevresel uyaranların örgütlenmiş formu başka bir ifadeyle, uyaranların bütünsel algısını vurgulayan görüş olarak tanımlanır. Alman psikologlar Wertheimer, M., Koffka, K. ve Köhler, W. tarafından geliştirilen Gestalt Teorisi, bireyin, bir biçimin tanınmasını sağlayan algı sürecini anlamak üzerine oluşturulan teori olarak ifade edilir. Gestalt Teorisi’ne göre tüm zihinsel edimlerde anlamın durumun bütününün algısından çıkarak bir bütün olarak algılandığı, öğelere böl-topla tekniği ile yaklaşıldığında anlamın gözden kaçtığı vurgulanır. 
Gestalt Teorisi, parçaları oluşturan bütünün, parçaların toplamından daha fazla bir anlam oluşturduğu temeline dayanır. Bütün, yalnızca bileşenleri ile değil, aynı zamanda bileşenlerinin her birinin karşılıklı ilişkilerine göre belirlenir. Gestalt Teorisi’ne göre gestaltın, bir gereksinimin doyuma ulaşmasıyla tamamlandığı belirtilir. 

Günün Kavramı

Bireycilik-Toplulukçuluk/Kollektivizm

Hofstede, G.’nin sosyal kültür modeline göre bireylerin hayatlarının sonunda kadar bir toplumsallaşmaya tabi oldukları kabul edilir. Bu sürecin farklı toplumsal mekanlarda ve düzeylerde gerçekleştiğini savunan Hofstede, G.’nin ideal toplum tanımında; erdemin, alçak gönüllülüğün ve doğruluğun ödüllendirildiği ve bireyin kendi yararına çalışırken topluma da yarar sağladığı bir düzen ifade edilir. Kültürel değerlerin öğrenildiği, bireysel beceriler oranında öğrenilenlerin zenginleştirilerek yeniden çevreye sunulduğu bir sisteme vurgu yapılır. Bu bağlamda, ulusal kültürün unsurlarının, toplumun; "bireyci-toplulukçu ve güç mesafesine yönelik değerleri ile eril (erkeksi, maskülen), dişil (feminen) özellikleri, belirsizliğe toleransı ve de erdemliliğinin", söz konusu ülke sınırları içinde kurulan örgüt kültürünü etkilediklerine işaret edilir.
Sosyal kültürün boyutlarından olan bireycilik-toplulukçuluk; kültürler arasındaki farklılıkları dikkate alarak, bireyin ve/veya grubun istek, ihtiyaç, değer ve hedeflerine odaklanarak ele alınan önemli bir değişken olarak ifade edilir. Hofstede, G.’ye göre toplumların sözü edilen tüm faktörler açısından farklılaştıkları kabul edilirken, farklılığın en önemli boyutunun bireycilik-toplulukçuluk olarak öne çıktığı görülür.
Bireycilik-toplulukçuluk, bireyler arasındaki “toplumsal bağlantılılık” olarak da ifade edilir. Bireycilik, kendini; benzersiz, sınırlı ve diğerlerinden ayrı olarak görme ve kişisel amaçları ve hedefleri gerçekleştirmeye çaba harcama eğilimi olarak karakterize edilirken, toplulukçuluk kavramının,  topluluk hedefleri, topluluk hakları, dayanışma, daha büyük topluluğa üyelik, işbirliği ve uyumu ifade ettiği görülür. Bireycilik-toplulukçuluk ayrımı, birbirinden farklılaşan bireylerden çok kültürler dikkate alınarak kavramsallaştırılır. Sözü edilen kavram, uluslararasındaki kültürel farkları tanımlamak için kullanılır. Kültürel düzeyde bireycilik ve toplulukçuluk, birbirini dışlayan, iki kutuplu bir ölçeğin karşıt uçları olarak tasvir edilir. Bireycilik, gruplardan ve topluluklardan bağımsız olmayı vurgularken, toplulukçuluk, bireylerin bağımsızlığına vurgu yapar. Sosyal kültürün sözü edilen boyutunda, bireysel ihtiyaçlar ve istekler ile toplumun ihtiyaçlarının ve isteklerinin önceliğine dikkat çekilir. Bu bağlamda boyut ile kültürel farklılıkların en belirgin şekilde ortaya çıktığına ve birçok araştırmada kullanıldığı bilinen bir ayrım olduğuna işaret edilir. Bireycilik-toplulukçuluk çerçevesinde yapılan kültürlerarası çalışmaların çoğunda, Hofstede, G.’nin ülke düzeyinde yaptığı araştırmanın bulgularına atıfta bulunarak, kültürün ülke ile tanımlandığı ve bir ülkenin tüm bireylerinin kültürel değerlerinin aynı olduğunun varsayıldığı gözlenir.

Bunu Biliyor muydunuz?

Algı

Bir şeye dikkatin yöneltilmesi ve duyular yoluyla o şeyin bilincine varılması olarak ifade edilen algı, bireyin diğerlerini tanıma ve anlamlandırma süreçlerini kapsar. Duyu organları ile beyin arasındaki örgütlü faaliyetler şeklinde tanımlanan algılama, çevreyi anlamak, değerlendirmek ve anlamlandırmak için gerekli olan ve üzerinde durulması gereken bir süreçtir. Bilginin araştırılması, bulunmasını ve zihinsel olarak izlenmesini içeren algılama, dış dünyanın gerçekliğinden farklı ve benzersiz bir resminin ortaya konulmasını sağlar. Gerçeği anlayış biçimi ile davranışları yönlendirerek gerçekliğin, neyin gerçek olduğunun algılanmasına göre şekillendiğini ve davranışsal açıdan algılanan dünyanın önemli olduğunu gösterir.

Kelime Öner

Son Aranan Kavramlar

    Yeni Eklenen Kavramlar

    Kitap Öner